G-892JKVGF0C
Güneş, Positano’nun dik yamaçlarına kurulmuş pastel renkli evlerin ardından Tyrrhenian Denizi’ne doğru süzülürken, terasın serin mermerinde oturmuş aperitifini yudumluyordu Eleonora. Elli yaşın getirdiği o vakur, özgüvenli güzellik üzerindeydi; yılların yüzüne kondurduğu hafif çizgiler, gururla taşıdığı birer mücevher gibiydi. Roma’daki başarılı hukuk kariyeri, görkemli evi, kusursuz çevresi... Dışarıdan bakıldığında her şeye sahipti. Ancak hayatında uzun zamandır eksikliğini hissettiği tek bir şey vardı: Gerçek, filtresiz ve hiçbir beklentiye dayanmayan samimi bir tutku.Boşanmasının üzerinden geçen üç yıl boyunca kimseyle o derin bağı kuramamıştı. Kimseye hesap vermek, kimsenin egosuyla uğraşmak ya da beklentilerini karşılamak istemiyordu. Bir akşam, hayatında ilk kez radikal bir karar verdi ve bu gizli dünyayla tanıştı.
Matteo yirmi sekiz yaşındaydı. Heykel gibi işlenmiş hatları, güneşten yanmış teni ve derin deniz tonlarındaki gözleriyle büyüleyici bir genç adamdı. Ama Eleonora’yı asıl etkileyen şey görünüşünden ziyade sergilediği tavırdı. Ne bir kibir ne de sahte bir boyun eğme; son derece profesyonel, ama bir o kadar da içten ve ilgili.Matteo terasa adımladığında, Eleonora ona bir kadeh Chianti uzattı. Matteo kadehi alırken parmakları hafifçe Eleonora’nın eline değdi. O an aralarındaki elektrik gözle görülür bir hal aldı.
Birlikte terastan içeri, deniz kokan rüzgarın dantel perdeleri hafifçe havalandırdığı yatak odasına geçtiler. Matteo, Eleonora’ya acele etmeden, her saniyenin tadını çıkararak yaklaştı. O gece, finansal bir anlaşmanın ötesinde, ustalıkla yönetilen bir tutku şölenine dönüştü. Matteo’nun dokunuşları Eleonora’ya unuttuğu arzuyu, bedeninin bir kadın olarak ne kadar değerli ve özel olduğunu yeniden hatırlattı.Matteo onun omuzlarını öperken, Eleonora gözlerini kapattı. Yıllardır omzunda taşıdığı o ağır sorumluluklar, başkaları için güçlü olma zorunluluğu bir anda yok olup gitti. Matteo’nun kollarında sadece arzulanan, şımartılan ve anı yaşayan bir kadındı.
Gece yarısı denizden gelen dalga sesleri odayı doldururken, ikisi de tutkunun zirvesinde, zamandan ve mekandan bağımsız bir teslimiyet yaşadılar. Eleonora, genç bir adamın enerjisiyle kendi tecrübesinin ve olgunluğunun kusursuz uyumunu hissediyordu. Matteo ona sadece fiziksel bir doyum değil, aynı zamanda ruhunu özgürleştiren bir hafiflik sunmuştu.Sabahın ilk ışıkları Positano’yu pembe ve altın sarısına boyarken, Eleonora yatakta oturup açık pencereden denize baktı. Yanı başında Matteo sessizce uyuyordu.
Herkes Ondan Umudu Kesti:
Karşı Komşumun Söylediği
Ay bir de Türk ortalamasını baz almış iğrenç!