G-892JKVGF0C
. Bir süre önce doğal bitkilerden hazırladığı özel bir karışımı keşfetmişti. Bu karışımın bağışıklığı güçlendirdiğini, enerji verdiğini ve insanı daha zinde hissettirdiğini düşünüyordu.Başlangıçta Murat buna pek itiraz etmedi. Her akşam yatmadan önce Elif’in hazırladığı içeceği içiyordu. Eşi iyi niyetliydi ve onun sağlığını düşündüğünü biliyordu. Fakat günler haftalara, haftalar aylara dönüştükçe bu durum Murat’ı rahatsız etmeye başladı. Bir akşam işten yorgun döndüğünde Elif yine elinde büyük bir bardakla karşısına çıktı. “Haydi, bunu içmeden uyumak yok,” dedi gülümseyerek Murat bardağa baktı. İçindeki koyu renkli karışımın tadını hiç sevmiyordu. Üstelik gerçekten işe yarayıp yaramadığından da emin değildi. “Elif,” dedi sakin bir sesle, “sence bunu her gün içmek zorunda mıyım?” Elif şaşırdı. “Neden? Sana iyi geliyor. Daha enerjik görünüyorsun.” Murat başını salladı. “Belki öyledir ama ben artık kararlarıma biraz da kendim yön vermek istiyorum
Belki öyledir ama ben artık kararlarıma biraz da kendim yön vermek istiyorum.” Bu sözler Elif’i düşündürdü. Çünkü o güne kadar yaptığı şeylerin sevgi göstergesi olduğunu sanıyordu. Murat’ın ise kendisini baskı altında hissettiğini hiç fark etmemişti. Aralarında uzun bir konuşma başladı. Murat, son aylarda bazı alışkanlıkların zorunluluk haline geldiğini düşündüğünü anlattı. Her gece aynı içeceği içmek, her sabah belirli bir programı takip etmek, sürekli yeni kurallara uymak onu yoruyordu. Elif sessizce dinledi.
Ben sadece senin iyi olmanı istedim,” dedi sonunda. “Biliyorum,” diye cevap verdi Murat. “Ama bazen iyi niyetle yapılan şeyler bile karşı tarafın fikri sorulmadığında yük gibi gelebiliyor.” O gece ilk kez birbirlerini gerçekten dinlediler. Elif, sevginin sadece bir şeyler yapmak değil, karşı tarafın isteklerini anlamak olduğunu fark etti. Murat da eşinin tüm çabasının sevgiden kaynaklandığını gördü. Ertesi gün mutfakta yeni bir düzen kurdular. Artık ne Murat istemediği bir şeyi içecekti ne de Elif fikirlerini dayatacaktı. Kararlar birlikte alınacak, her iki tarafın da düşünceleri önemsenecikti. Aylar sonra Murat o akşamı gülümseyerek hatırladı. Çünkü sorun aslında içecek değildi. Sorun, konuşulmayan duygulardı. İsyan ettiği şey bir bardak karışım değil, kendisini ifade edememesiydi. Ve bazen bir evliliği güçlendiren şey büyük fedakârlıklar değil, doğru zamanda kurulan samimi bir cümleydi. “Beni de dinler misin?” cümlesi gibiÜsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Kocam vefat ettikten sonra kayınpederim bana ait olan evi elimizden almaya kalktı ama ondan öyle bir intikam alacaktım ki..Ertesi gün kayınpederim o cümlemden sonra uzun süre yüzüme baktı. Yanındaki avukat ise dosyaya uzanmak istedi ama elimi üzerine koyarak onu durdurdum. “Önce siz okuyun,” dedim kayınpederime. Elleri titreyerek belgeleri aldı. İlk sayfayı çevirdiğinde yüzündeki öfke kayboldu, ikinci sayfada ise gözlerini kaçırmaya başladı. Ben hiçbir şey söylemeden onu izliyordum. Çünkü artık yıllardır ailemizin içinde saklanan gerçeklerin ortaya çıkacağına emindim.
Belgelerde, kocamın ölümünden yaklaşık iki ay önce yaptığı araştırmalar vardı. Babasının yıllar önce aile şirketinden büyük miktarda para çektiğini ve bu paranın bir kısmını gizlice kendi üzerine geçirdiğini öğrenmişti. Daha da önemlisi, kayınpederim bu borçları kapatmak için bizim evimizi kullanmaya çalışmıştı. Evin tapusunun benim üzerime geçirilmesinin nedeni de buydu. Kocam, babasının bir gün evi elimizden almaya kalkacağını anlamış ve beni korumak için tapuyu benim üzerime yapmıştı.
Dosyayı kapatıp ona baktım. “Sizden istediğim tek şey var,” dedim. “Bir daha çocuklarımın hayatına zarar vermeyin.” Ardından avukatıma dönüp belgelerin tamamının yasal süreçte kullanılacağını söyledim. Kayınpederim artık geri adım atmak zorundaydı. Ev üzerindeki iddiasından vazgeçti ve daha önce üzerimize yüklediği borçların bir kısmını da kapatmayı kabul etti.
Aradan zaman geçti. Kayınpederim çocuklarımla yeniden görüşmeye başladı. Ben ise onunla arama eskisi gibi bir yakınlık koymadım. Güven bir kez kırıldığında eskisi gibi olması kolay değildi. Fakat geçmişin öfkesini çocuklarımın geleceğine taşımamaya karar verdim. Onlara babalarının nasıl bir insan olduğunu, ailesini ne kadar sevdiğini ve son günlerinde onları korumak için neler yaptığını anlattım.
Herkes Ondan Umudu Kesti:
Karşı Komşumun Söylediği
Ay bir de Türk ortalamasını baz almış iğrenç!