Malikanemde baş başa geçirdiğimiz o nadir günlerde bile aklı hep harcayacağı paralarda, alacağı lüks arabalardaydı. Kendisi 26 yaşında gencecik bir delikanlı, her gün marka kıyafetler giyiyor, saçını sürekli modern tarzda değiştiriyor, aslında çok da yakışıklı oluyor, her giydiği yakışıyordu. Neredeyse her günümüz benim ona bir şeyler satın almamla geçiyordu, artık onun gerçek yüzünü görmeden, paramın değil de benim değerimi bildiği o samimi günleri yaşamak imkansız hale gelmişti.
Evlilik yıldönümümüz yaklaşmıştı, bana büyük bir jest yapacağını söyleyip yurt dışı tatili planı yaptı. Yolculuğumuza henüz 3 gün vardı. O sabah yine havuz başında kahvaltı ederken bana, "Güzel karıcığım, senden bir şey isteyeceğim; daha tatile gitmemize 3 gün var, şirket işlerinden çok sıkıldım, beni şu yeni aldığın deniz kenarındaki villaya götür, orada kimse yok, baş başa kalırız, zaman geçer" dedi. "Peki aşkım, öğleden sonra şoför bizi götürür" dedim. "Olmaz, biraz işlerim var, gece gizlice kendimiz gidelim" dedi, şaşırdım ama "tamam" dedim. "Ama senin o en pahalı spor arabanla gidelim, biraz hız yaparız" dedi.
Gece yarısı yola çıktık, yanıma oturdu, sürekli bana bakıyordu; çok şık giyinmişti, harika görünüyordu. Nihayet ıssız villaya gittik, içeri girdik, artık tamamen yalnızdık... SONRASI YORUMDA ⬇






