Henüz 2 aylık evli gelinin kocası askere gitmiş, aradan birkaç hafta geçmiş, gelinin canı istemeye başlamış, ne yapsam ne etsem diye düşünürken kapı çalmış, yeni gelin inşallah işime yarayacak birisi gelmiştir diyerek heyecanla kapıya koşmuş, kapıyı açmış karşısında kayınpeder, ” Neyapıyosun gelinim, bir isteğin varmı diye sormaya geldim” demiş…. Gelin de evet kayınbabacığım benim çok büyük bir derdim var…… “Kayınbabacığım, benim çok büyük bir derdim var…” “Hayırdır gelinim, anlat bakalım.”Henüz 2 aylık evli gelinin kocası askere gitmiş, aradan birkaç hafta geçmiş, gelinin canı istemeye başlamış, ne yapsam ne etsem diye düşünürken kapı çalmış, yeni gelin inşallah işime yarayacak birisi gelmiştir diyerek heyecanla kapıya koşmuş, kapıyı açmış karşısında kayınpeder, ” Neyapıyosun gelinim, bir isteğin varmı diye sormaya geldim” demiş…. Gelin de evet kayınbabacığım benim çok büyük bir derdim var……
Kayınbabacığım, benim çok büyük bir derdim var…” “Hayırdır gelinim, anlat bakalım.” “Evin içinde tek başıma çok sıkılıyorum. Kocam askerde, günler geçmek bilmiyor. Ne yapsam canım sıkılıyor.” Kayınpeder gülümseyerek: “Ben de önemli bir şey oldu sandım. Merak etme gelinim, bu günler de geçer. İstersen seni annenlere bırakayım birkaç gün kalırsın devamı sonraki sayfada..Kayınbabacığım, benim çok büyük bir derdim var…” “Hayırdır gelinim, anlat bakalım.” “Evin içinde tek başıma çok sıkılıyorum. Kocam askerde, günler geçmek bilmiyor. Ne yapsam canım sıkılıyor.” Kayınpeder gülümseyerek: “Ben de önemli bir şey oldu sandım. Merak etme gelinim, bu günler de geçer. İstersen seni annenlere bırakayım birkaç gün kalırsın.” Gelin: “Yok kayınbabacığım, oraya da gittim geldim. Yine sıkılıyorum.” Kayınpeder: “Komşularla otur kalk, gez dolaş biraz.” Gelin: “Onu da yapıyorum ama fayda etmiyor.” Kayınpeder biraz düşünüp: “Eee kızım, ben sana ne yapayım?” Gelin: “Vallahi ben de onu düşünüyorum kayınbabacığım. Kapı çalınca da belki derdime çare bulacak biri gelmiştir diye sevindim.” Kayınpeder kahkahayı basmış: “Kızım, senin derdinin çaresi bende değil, askerden gelecek oğlanda!”
Fransız bir genç, sevgilisini Paris’in en lüks restoranlarından birine götürmüş. Yemekten sonra Eyfel Kulesi’ne karşı yürürlerken genç kız fısıldamış:
— "Aşkım, hani o çok istediğim, içimi kıpır kıpır eden şeyi ne zaman yapacaksın?"
Delikanlı gülümsemiş:
— "Hemen sevgilim, garson hesabı getirir getirmez fırlayıp kaçacağız!"
2. İtalyan Tarzı İtiraflar
Roma’da bir İtalyan çift, lüks bir otel odasında baş başa kalmışlar. Kız, sevgilisinin gözlerinin içine bakarak sormuş:Roma’da bir İtalyan çift, lüks bir otel odasında baş başa kalmışlar. Kız, sevgilisinin gözlerinin içine bakarak sormuş:
— "Mario, beni gerçekten sadece ruhum ve zekam için mi seviyorsun?"
Mario, sevgilisinin vücudunu süzerek derin bir iç çekmiş:
— "Tabii ki hayatım... Ama şu an o muhteşem ruhunun ambalajı beni çok fena cezbediyor!"
İsviçreli bir çift, Alp dağlarındaki bir dağ evinde baş başadır. Kız, sevgilisinin kulağına eğilir:
— "Aşkım, bu gece İsviçre saatleri gibi dakik ve kusursuz olmanı istiyorum."
Oğlan yatakta arkasını dönüp yorganı çekerken cevap verir:
— "Çok haklısın sevgilim... Saat tam 22.00, yani mesaim bitti, dükkanı kapatıyorumVenedik’te Gondol Sefası
Venedik’te bir gondolda sevgililer romantik bir an yaşamaktadır. Kız, gondolcunun arkası dönükken sevgilisinin kulağına fısıldar:
— "Aşkım, burada her şey çok yavaş ilerliyor. Biraz daha hızlı, daha ritmik ve daha derin hareket etmeni istiyorum..."
Bunu duyan gondolcu hemen küreklere asılmış:
— "Merak etmeyin sinyorina, hemen hızlanıyorum!"
Amsterdam’da Yanlış Anlaşılma
Hollandalı bir genç, sevgilisine sürpriz yapmak için Amsterdam’daki ünlü bir yetişkin mağazasından özel bir kıyafet almış. Akşam kız kıyafeti giyip aynanın karşısına geçmiş ve beğenmeyerek sormuş:
— "Aşkım, bu üzerimdeki kumaş çok ince değil mi, her şeyim meydanda?"
Genç gözlerini kırpıştırarak cevap vermiş:
— "Zaten ben kumaşa değil, içindeki Hollanda peynirine para ödedim sevgilimLondra’da yoğun bir sisli gecede, sevgililer parktaki bir bankta gizlice yakınlaşmaktadır. Kız heyecanla fısıldar:
— "Aşkım, hava o kadar sisli ki kimse bizi göremiyor, harika bir an!"
Erkek karanlıkta el yordamıyla aranırken cevap verir:
— "Çok haklısın hayatım, o kadar sisli ki ben de seni bulamıyorum!"
Madridli bir genç, sevgilisini etkilemek için yatak odasında flamenko figürleri yapmaya başlar. Ayaklarını sertçe yere vurur, kollarını açar ve ateşli bakışlar atar. Kız yataktan bıkkın bir şekilde seslenir:
— "Carlos, boğa güreşçisi gibi davranmayı bırak da artık şu matador sahneye çıksın, yoksa arena seyircisiz kalacak!"Viyanalı bir çift, romantik bir gecenin ardından sabah uyanır. Kız sevgilisine gülümseyerek der ki:
— "Dün gece adeta bir Viyana valsi gibiydin sevgilim, ritmin harikaydı."
Erkek gururla göğsünü kabartır. Kız devam eder:
— "Ama keşke parça bu kadar çabuk bitmeseydi, daha yeni dansa kalkmıştım!Alman Mühendisliği
Alman bir genç kız, sevgilisine sitem etmektedir:
— "Hans, aşk hayatımız tam bir Alman arabası gibi. Her şey planlı, her şey kuralına göre ve çok dakik."
Hans şaşırarak sorar:
— "Kötü mü yani?"
Kız iç çeker:
— "İyi güzel de, bazen biraz araziye çıkıp kuralları bozmak, otobanda hız sınırını aşmak istemez misin?"Yunan Mitolojisi
Atina’da iki sevgili sahilde uzanmış yıldızları izlemektedir. Kız sevgilisinin omzuna yatar ve der ki:
— "Aşkım, bana kendini Zeus gibi hissettireceğini söylemiştin."
Genç fısıldar:
— "Evet sevgilim, şu an içimde koskoca bir şimşek çakıyor!"
Kız gözlerini devirir:
— "İyi de Zeus şimşeği çaktıktan sonra ortalık fırtınadan yıkılırdı, seninki sadece anlık bir ışık çakması gibi oldu!"
Gece, Roma’nın dar ve Arnavut kaldırımlı sokaklarına çökerken, dışarıdaki serin havaya tezat olarak odanın içinde buram buram bir sıcaklık hakimmiş. Aylardır birbirini görmeyen iki sevgili, nihayet İtalya’nın bu tarihi şehrinde bir araya gelmiş.
Genç kadın, otel odasının balkonundan dışarıyı izlerken arkasından yaklaşan sevgilisinin sıcak nefesini teninde hissetmiş. Adamın elleri yavaşça kadının beline yerleşmiş, parmakları hafif bir dokunuşla teninde gezinmeye başlamış. Bu ani dokunuş, kadının vücudunda tatlı bir ürperti uyandırmış.
Adam, sevgilisinin saçlarını bir kenara çekerek boynuna küçük, sıcak öpücükler kondurmaya başlamış. Kadın gözlerini kapatıp bu anın tadını çıkarırken, odadaki loş ışık ikisinin gölgesini duvara yansıtıyormuş. Adamın elleri daha yukarılara, kadının omuzlarına doğru kaymış ve üzerindeki hafif elbiseyi yavaşça aşağıya doğru sıyırmış.
Birbirlerinin gözlerinin içine baktıklarında, ayların getirdiği o büyük özlem ve arzu her hallerinden okunuyormuş. Adam, kadını incitmekten korkar gibi ama bir o kadar da büyük bir tutkuyla yatağa doğru yönlendirmiş.
Yatağın yumuşak zemininde tenleri birbirine değdiğinde, zaman adeta durmuş. Dudakları büyük bir susuzlukla birleşirken, elleri birbirlerinin vücudunu yeniden keşfetmek istercesine sabırsızca dolaşmış. Her dokunuş, aralarındaki çekimi daha da artırıyor; odadaki fısıltılar, yerini nefes nefese kalmış bir ritme bırakıyormuş.
O gece Roma, birbirine ait olan iki bedenin ve ruhun, tüm dünyayı dışarıda bırakarak sadece birbirlerinin sıcaklığında kayboluşuna şahitlik etmiş.
Gece yarısı, Paris’in çatılarına hafif bir yağmur çiselerken, odanın içindeki loş ışık her şeyi daha da gizemli kılıyordu. İki sevgili, günün tüm yorgunluğunu ve şehrin gürültüsünü dışarıda bırakıp kendilerini odaya attıklarında, aralarındaki çekim çoktan zirveye ulaşmıştı.
Genç kadın, üzerindeki ıslak pardösüyü çıkarıp yatağın kenarına bıraktığında, adamın bakışları doğrudan onun üzerindeydi. Gözlerindeki o yoğun ve sabırsız arzu, kadının kalbinin daha hızlı çarpmasına yetti. Adam, aralarındaki mesafeyi birkaç adımda kapatarak kadını belinden yakaladı ve kendine doğru çekti.Bedenleri birbirine çarptığında ikisi de derin bir iç çekti. Adamın elleri, kadının ipek gömleğinin düğmelerinde acele etmeden ama kararlı bir şekilde gezindi. İlk düğme açıldığında, kadının sıcak teni odanın serin havasıyla buluştu. Adam, dudaklarını kadının köprücük kemiğine bastırdı; o an kadının ağzından hafif bir iç çekiş döküldü ve elleri kendiliğinden adamın saçlarının arasına karıştı.
Loş ışığın altında, iki gölge duvarda tek bir vücut gibi birleşti. Adam, sevgilisini yavaşça yatağa doğru yönlendirirken dokunuşları daha derin, daha sahiplenici bir hal alıyordu. Tenlerin birbirine değdiği her an, odadaki fısıltılar ve nefes sesleri birbirine karıştı.Yağmur damlaları camı dövmeye devam ederken, onlar sadece birbirlerinin tenindeki sıcaklığa ve o anın ritmine odaklanmışlardı. Zamanın ve mekanın önemini yitirdiği o saatlerde, Paris sadece birbirinde kaybolan iki aşığın tutkusuna ev sahipliği yapıyordu.