Delikanlı birden öfkelenip bağırmaya başlamış: – Abovv… Vay başıma gelen? Gız Fadime kalk kalk kalk… De bana bi hele; bu üçüncü çocuk nerden çıktı? Ben 15 ay önce askere giderken iki çocuğumuz vardı. Bu çocuk benden olamaz! Fadime çocuk korkmasın diye başını okşarken, gayet sakin cevap verir:…………Ayrıntılar diğer syfada..Haberin devamını okumak için gorsel üzerınden diğer syfaya geçiş yapınız.
Temel Temel bir gün doktora gitmiş. Son zamanlarda kendini çok halsiz hissettiğini, hiçbir iş yapmak istemediğini ve sürekli uyuduğunu söylemiş. Doktor çeşitli testler yaptıktan sonra ciddi bir yüz ifadesiyle Temel’e dönmüş. “Sana kötü bir haberim var.” demiş. Temel heyecanla ayağa kalkmış. “Doktor bey ne olur söyleyin, ne hastalığım var?” diye sormuş. Doktor, “Çok çalışmaktan dolayı aşırı yorgun düşmüşsün. Bir ay boyunca hiçbir ağır iş yapmayacak, bol bol dinleneceksin.” demiş. Temel rahat bir nefes almış. “Ben de kötü bir şey söyleyeceksiniz sandım. Hanıma bunu siz anlatır mısınız? Çünkü evde bana kimse inanmaz.” diye cevap vermiş
Doktor gülümseyerek Temel’i uğurlamış. Temel eve gider gitmez raporu eşine uzatmış. Eşi raporu baştan sona okumuş ama yüzünde en ufak bir değişiklik olmamış. “Doktor da senin kadar tembelmiş galiba.” deyince Temel’in bütün planları suya düşmüş. Ertesi sabah yine bahçeyi sulamak, odun kırmak ve alışveriş yapmak zorunda kalmış.
Aradan birkaç gün geçmiş. Temel bu kez aklına yeni bir fikir getirmiş. Mahalle kahvesine gidip arkadaşlarına dert yanmaya başlamış. “Evde sözüm geçmiyor. Doktor dinlen dedi ama hanım bana dinlenme izni vermiyor.” demiş. Dursun da hemen akıl vermiş. “Sen de hastaymış gibi davran. Sürekli öksür, yavaş yürü, yüzünü de biraz as. Belki inanır.” demiş.
Temel bu fikri çok beğenmiş. Eve girer girmez omuzlarını düşürmüş, ağır ağır yürümeye başlamış. Ara sıra öksürüyor, derin derin nefes alıyormuş. Eşi önce endişelenmiş. “İyi misin?” diye sormuş. Temel de zayıf bir sesle, “Pek iyi sayılmam.” demiş. Eşi hemen koltuğa oturtmuş. Temel içinden “Nihayet işe yaradı.” diye sevinirken eşi eline bir liste tutuşturmuş.
Temel şaşkınlıkla listeye bakmış. “Bu ne?” diye sormuş. Eşi gayet sakin bir şekilde cevap vermiş. “Sen ağır iş yapmayacaksın ya, bunlar hafif işler. Markete uğra, ekmek al, faturaları yatır, terziye git, dönüşte de çocukları okuldan al.” Temel’in yüzü bir anda düşmüş. “Bunlar hafif iş mi?” diye söylenmiş. Eşi de gülerek, “Ağır işleri ben yarına bıraktım.” demiş.
Pes etmeye niyeti olmayan Temel, ertesi gün yine kahveye gitmiş. Arkadaşlarına yaşadıklarını anlatınca herkes kahkahaya boğulmuş. Bu kez İdris söze karışmış. “Hanımın seni dinlemiyorsa, sen de evde hiçbir şey duymuyormuş gibi davran.” demiş. Temel bunu da denemeye karar vermiş
Akşam eve geldiğinde eşi mutfaktan seslenmiş. “Temel, çöpleri çıkar.” Temel hiç cevap vermemiş. Bir süre sonra yine ses gelmiş. “Temel, odunları da içeri al.” Yine sessizlik… Temel planının işe yaradığını düşünerek gülümsemeye başlamış. Tam o sırada eşi salona gelmiş ve yüksek sesle, “Mahalledeki kahvehanede bedava çay dağıtıyorlarmış.” demiş.
Temel bunu duyar duymaz koltuktan fırlayıp, “Nerede, hemen gideyim!” diye bağırmış. Eşi kollarını bağlayıp gülümseyerek bakmış. “Demek kulakların gayet iyi duyuyormuş. Madem öyle, önce çöpleri çıkar, sonra odunları içeri al. Bedava çay da kaçmaz.” demiş.
Temel başını eğmiş, ayakkabılarını giyerken kendi kendine söylenmiş: “Şu dünyada doktordan rapor almak kolay da, hanımdan izin almak gerçekten çok zormuş.” Kahvehanedeki arkadaşları ertesi gün Temel’i görünce sonucu sormuşlar. Temel de derin bir iç çekerek, “Doktor beni dinlenmeye gönderdi ama hanım beni emeklilikten geri çağırdı.” deyince kahvehanedekiler dakikalarca gülmekten kendilerini alamamış.
Bir Sarışın birde Esmer bayan köşeyi kolay dönmek için banka soymaya karar vermişler. Esmer bütün gece oturup plan yapmış. Sabah masanın üzerine kağıtları sermiş, soygunu tüm ayrıntıları ile sarışına anlatmış:
- "İyi anladın değil mi ?" diye de sormuş. "Burası küçük bir semt bankası, bir tek güvenlik görevlisi var. İşi üç dakikada bitirirsin, ben seni arabada bekleyeceğim." Binmişler arabaya, gitmişler bankaya. Esmer motoru çalışır tutarak direksiyonda beklerken, sarışın bankaya girmiş. 5 dk. geçmiş. 10 dk. geçmis. 15 dk. geçmiş. Esmer korkmaya baslamış. Tam gaza basıp kaçmaya karar vermişken, bankanın kapısı büyük bir gümbürtüyle sonuna kadar açılmış. Önde sarışın elinde bir ip. İpin ucuna kasa baglanmış, sürükleye sürükleye arabaya koşmaya çalışıyor. Arkasından güvenlik görevlisi "DUR" diye bağırarak ateş ediyor. Ama koşamıyor çünkü pantolonu ve iç çamaşırı dizlerinden aşağıya inmiş. Sarışın arabaya atlamış. Esmer gaza basmış ve öfkeyle seslenmiş:
- "Bir de bana planı tam anladığını söylemiştin !.. "
- "Anladim tabii..."
- "Ben sana GÜVENLİK GÖREVLİSİNİ BAĞLA, KASAYI BOŞALT demiştim.sarışını biri doktora gitmiş.
doktor sormuş nedir rahatsızlığınız:
-kulağım yandı demiş...
nasıl oldu diye doktor sormuş:
ütü yaparken sevgilim aradı.
telefon diye ütüyü kulağıma getirmştim der..
doktor o halde diğer kulağınız neden yandı diye sorar:
sarışın :
ikinci kez aradı lanet olası der..
eehehee..
Miami 'de üstü açık spor arabasıyla gezen sarışın afet'i trafik polisi durdurur.
- Hanımefendi ehliyetinizi görebilirmiyim ?
- Nedir o?
- Hani araç kullanırken yanınızda taşımanız gereken belge,kredi kartı boyutlarında ve üzerinde resminiz olur.
- Sarışın bayan çantasını aracın koltuğuna boşaltır ve ehliyeti bulur ve memura uzatır.
- Hanımefendi ruhsatı görebilirmiyim ?
- Oda ne ?
- Tabiri caiz ise aracınızın kimlik kartı. Genelde torpido gözünde bulunur.
- Bayan torpido gözünü bulur ruhsatı uzatır.
- Trafik polisi evrakları alıp aracına biner ve merkezle telsiz bağlantısı kurar. Merkezdeki görevli memur aracı kullanan sarışın mı diye sorar ?
- EvetPeki süper bir mini eteği varmı ?
- Evet
- Göğüsleri gömleğinden taşıyor mu ?
- Evet
- O zaman sen ona doğru yaklaş ve fermuarını indir.
- Polis memuru merkezdeki arkadaşına bağırarak böyle bir şey yapamayacağını söyler ama ısrarlara fazla dayanamaz. Sarışın bayanın yanına yaklaşıp fermuarını indirir.
- SARIŞIN BAYAN ÇOK ŞAŞIRIR . YİNE Mİ ALKOL MUAYENESİ !!!!!!!!!!!!!!!!
Genç kız arkadaşına anlatıyordu. “Dün akşam çıktığım adam kelimenin tam anlamı ile kültürlü bir beyefendi. Adam yüksek sınıftan…” “Nereden anladın?” “Arabaya bindik… Kentin dışına doğru gitmeye başladık. Yol tenhalaşınca elini dizlerimin arasına uzattı. Sonra yukarı doğru çıkmaya başladı… Çıktı çıktı…” “Bunun nesi kültürlü? Erkeklerin hepsi böyle değil mi? Adi herif…” “Dur patlama. Sonra elini çekti. Parmağını burnuna yaklaştırdı ve ‘Siyah havyar gibi koktuğumu’ söyledi.”Adamın biri iş müracaatına gitmiş. Bir grubun önünde görüşmeye almışlar. “Şimdi sana bazı sorularımız olacak bakalım bilebilecek misin?” demişler; adam da “sorun” demiş. “Yolcu taşır, karayolunda gider, şoför kullanır bil bakalım bu nedir?” Adam düşünmüş ve “yolcu otobüsü” demiş. “Tamam doğru ama hangi marka, Mercedes var, Mitsubishi var di mi? Bilemedin ama sana bir şans daha vereceğiz” demişler. “Söyle bakalım havada yolcu taşır, pilot kullanır bu nedir?” Adam hemen cevaplamış “yolcu uçağı”; “Tamam ama” demişler “Boeing var, Airbus var di mi hangisi?” Bunu da bilemedin deyip iş görüşmesini bitirip adamı gönderirlerken, adam dönmüş demiş ki “Bir soru da ben sorabilir miyim?” “Tabi buyur sor bu en doğal hakkın” demişler. “Kadınların iki bacağı arasında bulunur, üremeye yarar nedir bu?” demiş. Hemen herkes o malum kelimeyi söylemiş; adam “tamam bildiniz ama ananınki var ebeninki var di mi hangisi?…”
Bir gün hamile bir kadın mağazada alışveriş yaparken, bir çatışma çıkar ve vurulur. Hemen hastaneye kaldırırlar. Doktor ameliyat sonrası kadına: “Hanımefendi hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak iki kursunu çıkaramadık. Bunlardan biri doğacak olan kız çocuğunuza diğeri ise erkek çocuğunuza isabet etmiş. Şimdi çıkarırsak ölürler. Ancak üzülmeyin ileride bu kurşunları vücutlarından atarlar. Kadın doğum yapmış. Çocuklar sağlıklı. Aradan yıllar geçmiş. Kız çocuğu bir gün bahçede oynarken “Anne anne çabuk gel” diye bağırmış. Annesi telaş içinde “Ne oldu kızım?” diye kosmuş. “Bak anne vücudumdan bir demir parçası çıktı. Kadın sevinmiş: “Telaşlanma. Doktor amcan demişti. Bak kurşunu vücudundan attın. Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuk bağırmış. “Anne anne çabuk gel!” Kadın yine telaşla koşmuş: “Ne oldu oğlum?”, “anne, mastürbasyon yaparken kediyi vurdum!”
HAVA DURUMU
Adamın biri bayağı günah işlemiş.Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. “Papaz efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” “Allah affeder oğlum”.. “Önceki gün de büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” “Allah affeder oğlum”.. “Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen yavaş yavaş gitsen. Hava da bozmaya başladı zaten.
DELİK
Bu dünyada iki samimi arkadaş varmış. Bunların dünya görüşleri birbirlerine tersmiş. Biri, namazında niyazında, dünya malında gözü olmadan, içki içmeden, karı kızla yatmadan camiden çıkmaz, öteki ise onun yapmadığı her şeyi yapar yaptıklarını yapmazmış. Derken sefahat düşkünü erkenden ölmüş. Aradan yıllar geçtikten sonra sofu olan da ölmüş. Sofu dogrudan cennete gitmiş. Ağaçlar altında yatıyor yiyor içiyormuş. Aklına arkadaşı gelmiş. Meleklere sormuş cehennemde oldugunu isterse ziyaret edebileceğini söylemişler Bu da kalkmıs arkadaşını ziyarete gitmiş. Bir de ne görsün arkadaşının elinde nadide Fransız şarabı, koynunda cennette bile bulunmayacak derecede güzel bir kadın. Sofu hayretle “Bu nasıl iş? Sen dünyada da sefa sürdün burda da sürüyorsun. Nerede Allah’ın adaleti?” diye sormuş. Arkadaşı derin bir ah cekerek “bu benim için büyük işkence” diye yanıtlamis. Sofu yeniden “bu nasıl işkence?” diye sormus. “Sorma..” demiş arkadaşı “bu şişeyi görüyor musun? Bunun dibi delik”; “Ya o güzel kadın?” diye atılmış Sofu. Cehennemdeki arkadaşı iç çekerek “Ah, ahhh, Onun da dibinde delik yok” demiş