Adamın biri uçağa binerken... Adam iç çeke çeke uçağa girmiş, elindeki biniş kartına bakarak dar koridorda ilerlemeye başlamış. Kalbi hâlâ az önce merdivenlerde gördüğü o muazzam manzaranın etkisiyle gümbür gümbür atıyormuş. Gözleri koltuk numaralarını tararken, bir de ne görsün... O merdivenlerde aklını başından alan, adeta bir Hollywood filminden fırlamış gibi duran o muhteşem kadın, tam da kendi koltuğunun yanındaki cam kenarına oturmuş! Üstelik dışarıyı seyrederken yüzüne vuran hafif ışık, onu daha da kusursuz gösteriyormuş.
Adamın boğazı kurumuş. Şaşkınlığını ve heyecanını gizlemeye çalışarak boğazını temizlemiş. "Merhaba, sanırım yanınızdaki koltuk benim," diyerek yavaşça, sanki kristal bir vazoyu kırmaktan korkarmışçasına yerine yerleşmiş. Kadın, başını usulca çevirip gizemli bir tebessümle onu selamlamış. Ancak adam yanına oturur oturmaz, kadının hal ve tavırlarında tuhaf bir gerginlik olduğunu fark etmiş. Yakından bakınca, kadının sadece göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahip olmadığını, aynı zamanda derin bir endişe taşıdığını hissetmiş. Dizlerinin üzerindeki o şık, siyah deri çantayı parmak boğumları beyazlayana kadar sıkıca tutuyormuş. Gözleri sürekli koridoru ve uçağa binen diğer yolcuları tarıyormuş...
Uçak havalandıktan ve bulutların üzerine çıktıktan yaklaşık bir saat sonra, okyanus üzerinde beklenmedik ve şiddetli bir türbülans başlamış. Uçak aniden boşluğa düşercesine sarsıldıkça kabin içindeki ışıklar titreşmiş, yolcular arasında kısa süreli bir panik yaşanmış. Tam o anlık kargaşada, kadının kucağındaki çanta yere düşmüş ve gizli kilidi açılarak içinden birkaç eşya etrafa saçılmış.
Adam, centilmenlik içgüdüsüyle hızla eğilip ona yardım etmek istemiş. A
Ancak yerdeki eşyalara uzandığında nefesi kesilmiş. Beklediği gibi parfümler veya makyaj malzemeleri yerine; üzerinde farklı isimler olan üç adet sahte pasaport, garip kırmızı frekans ışıkları yayan küçük bir sinyal bozucu cihaz ve uçağın detaylı krokilerinin bulunduğu kırmızı mühürlü bir dosya duruyormuş.
Kadın, bir panter çevikliğiyle eşyaları toplayıp çantasına tıkmış. Adamın o belgeleri gördüğünü fark edince, o narin ve alımlı tavrı saniyesinde kaybolmuş; yerine buz gibi, kararlı ve otoriter bir ifade yerleşmiş. "Gördüklerini hemen unut," diye fısıldamış adamın kulağına doğru eğilerek. Sesi, dış görünüşünün aksine çelik gibi sert ve tavizsizmiş. "Eğer bu uçaktaki yüzlerce masum insanın sağ salim inmesini istiyorsan, sıradan bir yolcu gibi davranmaya devam et ve bana ayak uydur."
Adam adeta donup kalmış. Tam o sırada, birkaç sıra önde oturan ve başından beri şüpheli tavırlar sergileyen siyah ceketli iri yarı bir adamın, gizlice onlara doğru yaklaştığını fark etmiş. Yanındaki bu olağanüstü kadın, aslında sadece bir "fıstık" değil, uluslararası bir krizin ortasında tehlikeli bir operasyon yürüten gizli bir ajandı. O kusursuz güzelliği ve iddialı kıyafeti, sadece dikkatleri asıl işinden uzak tutmak için kullandığı en mükemmel kamuflajıydı.
Kadın, yaklaşan tehlikeli şahsa doğru bakmadan ani bir manevrayla adamın elini tutmuş, sanki yıllardır beraber olan aşık bir çiftmiş gibi başını adamın omzuna yaslamış ve gülümseyerek ona bir şeyler anlatıyormuş gibi yapmış. Bu basit ve doğal yakınlaşma, yaklaşan şüpheli şahsın tereddüt edip, izlendiklerini düşünerek geri dönmesini sağlamış.
Saatler süren ve adam için her saniyesi bir aksiyon filmi geriliminde geçen uçuşun ardından uçak nihayet hedefine güvenle iniş yapmış. Kadın, hiçbir şey olmamış gibi zarifçe ayağa kalkmış, çantasını omzuna asmış. Adama son kez dönmüş, yüzünde bu kez içten bir tebessüm belirmiş. "Yardımın için teşekkürler. Panik yapmayarak bugün pek çok hayat kurtardın," demiş ve hafifçe göz kırparak uçağın kapısına doğru kalabalığa karışıp gözden kaybolmuş.
Can Kurtaranın Tavsiyesi
Plajda güneşlenen genç ve güzel bir kadın, yanına yaklaşan yakışıklı cankurtarana sorar:
— "Affedersiniz, dalgalar çok yüksek. Acaba denize girersem boğulma tehlikem var mı?"
Cankurtaran kadını süzüp gülümser:
— "Hanımefendi, sizin gibi birisi boğulursa suni teneffüs yapmak tam iki saatimi alır, o yüzden lütfen risk almayın."
Bir adam halk plajında üstünü değiştirirken dalgınlıkla mayosunu ters giyer. Yan şezlongdaki kadın durumu fark edip fısıldar:
— "Beyefendi, mayonuzun önü arkasına gelmiş sanırım."
Adam utançla toparlanmaya çalışırken cevap verir:
— "Yok hanımefendi, mayo düz de, arkadaki rüzgar öne doğru esiyor galiba. Kaybolan Yüzük
Genç bir kadın denizde yüzerken tektaş yüzüğünü düşürür ve plajdaki yakışıklı bir dalgıçtan yardım ister. Dalgıç denizden çıktıktan sonra kadına yaklaşır:
— "Yüzüğü bulamadım ama deniz yatağının altında başka bir hazine keşfettim, akşam üstü tekrar dalalım mı?"
Güneş Kremi Sırrı
Plajda bir adam, yan şezlongdaki çekici kadına yaklaşır:
— "Affedersiniz, sırtınıza güneş kremi sürmemi ister misiniz?"
Kadın adamı şöyle bir inceler:
— "Sadece sırtıma mı, yoksa kremin markası gibi 'tüm vücuda koruma' mı vaat ediyorsunuz?"Temel’in Deniz Gözlüğü
Temel plajda elinde kocaman bir büyüteçle denizin sığ yerlerinde dolaşmaktadır. Arkadaşı İdris sorar:
— "Ula Temel, ne araysun suyun içinde?"
Temel fısıldar:
— "Deniz gözlüğümü evde unuttum da, balıkları daha yakından incelemeye çalışayrum!"
Yanlış Şezlong
Oldukça havalı bir kadın, plajda yanlışlıkla bıyıklı bir amcanın şezlonguna oturur. Amca hemen toparlanıp bıyıklarını burarak der ki:
— "Kızım, yerim dar ama gönlüm geniştir, istersen hiç kalkma."
Kadın hızla doğrulur:
— "Gönlünüzü bilmem ama şezlongunuzun yayları şimdiden fırladı amca!7. Plajda İlk Randevu
Bir çift ilk kez plajda buluşur. Çocuk kıza havlusunu uzatırken der ki:
— "Dalgalar çok sert, istersen yanıma iyice yanaş, seni koruyayım."
Kız güler:
— "Dalgalardan mı koruyacaksın, yoksa rüzgarda uçmasın diye havluyu mu sabitleyeceksin?"
8. Nüdistler Plajı
Bir adam yanlışlıkla nüdistler plajına girer. Herkesin çıplak olduğunu görünce çok utanır ve eliyle önünü kapatmaya çalışır. Yanından geçen rüküş bir kadın adama bakar ve der ki:
— "Boşuna zahmet etme evlat, buradaki herkes zaten her şeyin boyutunu ezbere biliyor."
9. Jet Ski TuruPlajda jet ski kiralayan genç adam, arkasına binen güzel kadına talimat verir:
— "Hızlandığım zaman düşmemek için bana sıkıca sarılman lazım."
Kadın arkadan sıkıca sarılır ve fısıldar:
— "Şu an motor çalışmıyor ama ben şimdiden çok hızlandım sanki?". Deniz Yatağı Macerası
Evli bir çift deniz yatağının üzerinde dalgalarla açığa doğru sürüklenir. Kadın endişeyle kocasına der ki:
— "Hayatım çok uzaklaştık, plajdakiler bizi göremez artık!"
Kocası pis pis sırıtarak cevap verir:
— "Ben de tam olarak bu anı bekliyordum zaten, kürekleri bilerek düşürdüm."